17 Mart 2016 Perşembe

Oku(yorum): Amber L. Johnson - Yağmurla Gelen Mutluluk



"Belki de mükemmel film standartlarına ulaşmaya çalışmayı bırakırsak, sahip olduklarımızla mutlu olabilirdik."

- 14.Bölüm, 127. Sayfa

Bu hikaye bize "özel" bir aşkın kapısını aralıyor. Arka kapak yazısında da söyledikleri gibi; Colton ve Lilly'nin hikayesi kesinlikle farklılıkların aslında ne kadar önemsiz olduğunun ve sevgiyle savaşırsan önünde hiçbir engelin duramayacağının apaçık bir kanıtıydı.


Bu kitap gerçekten beni üzdü. Aynı şeyi Instagram üzerinden de söyledim biliyorum ama gerçekten kitabın bu kadar güzel olması çok üzücü.
Bu sabah başladım ve sanırım 3 saat içinde falan okudum kitabı ben.
İnanılmaz akıcıydı, dili güzeldi. Hiç yormadan, kafam karışık olmasına rağmen, başa dönüp dönüp durmadan bir solukta okudum. 

Klişelerle dolu değildi, doğaldı. Sonu bir miktar fazla tatmin ediciydi bana göre ama, onu bile sevdim. 

Basımı değerlendirmek gerekirse:
Kesinlikle çok fazla imla hatası vardı. Bir de orijinal ismiyle çeviri ismin uzaktan yakından alakası olmaması sorunsalı var tabi. Fakat kapak ve tasarım çok başarılıydı.
Yabancı'ya duyurulur :)

Özetle:
Alın okuyun, sevmezseniz sonraki kitabınız benden! :P


Kitap Künyesi

Kitap Yazarı: Amber L. Johnson
Özgün Adı: Puddle Jumping
Çeviri: Filiz Şakar
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 174


Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi


1 Mart 2016 Salı

Oku(yorum) : Jean Luc Luciani - Kayıp Aranıyor



Öncelikle merhabalar!
Bilmeyenler için tekrar söyleyeyim. Ben Carpe Diem'in de bünyesinde bulunduğu bir yayınevinde Sosyal Medya asistanı olarak çalışıyorum. Bu sebeple yayın grubunun çoğu kitabı elime geçiyor. Bazen alıyorum eve getirip okuyorum ve geri götürüyorum. Bazen de istersen kendine de alabilirsin diyorlar. ben de alıyorum :) Ya da ufak hasarlarla gelen kitapları alıp okuyorum.

Bu sebeple normalde para verip almayacağım bu kitap da elime geçti ve okumaya başladım. - para verip almam çünkü kesinlikle benim yaş grubuma uygun değil. Daha çok 13-15 yaş grubu içim uygun.- Başlığı ve arka kapak yazısı hoşuma gitti. Merak edince dedim beş dakikada biter zaten. Üç saatte falan okudum tamamını.

Kitap, Fransa'da geçen Polisiye bir roman. Polis- Dedektif bir babanın, tatillerde yanına gelen kızıyla beraber çözmeye çalıştığı davalar var. Yüzeysel olarak bu davalardan bahsediliyor. Dediğim gibi hitap ettiği yaş grubu küçük olduğu için çok yüzeysel ve sade. Ama yine de kendini okutturuyor.

Hikaye ve kurgu çok realistik değil, ama olası. O yüzden 13-15 yaş zevkle okuyacaktır. 
Ama maalesef +15 için sıkıcı olduğunu söylemeliyim. 
Özellikle de polisiye seviyor ve sık sık okuyorsanız.

Yine de kendi grubu içinde değerlendirirsem puanı:  7/10

Kitap Künyesi


Sayfa Sayısı: 224
Yayınevi: Carpe Diem
Tür: Polisiye Gençlik Romanı


Kitabı şu anda en uygun bulabileceğiniz adres:


Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi





27 Şubat 2016 Cumartesi

Deadpool ● Film



Bu post kesinlikle spoiler içermemektedir. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.


Öldüm. Deadpool'u beklereken, gerçekten birkaç defa ruhumu teslim ettim sanırım.
Hani normalde çok büyük beklentiyle bir filme gidersiniz de çok berbat çıkar ya (bknz: Man Of Steel), işte ben Deadpool izledikten sonra şöyle dedim: BU KADAR GÜZEL OLACAĞINI UMMUYORDUM.

Benim yirmi yıllık hayatımda Marvel stüdyosundan izlediğim en eğlenceli ve kaliteli işti kesinlikle. Neden diye soracak olursanız, filmin bir mesaj kaygısı yoktu. Aksine mesajsızlığıyla o kadar ön plandaydı ki acayip güle eğlene izledim. Beni büyük beklentilere sürükleyen ilk eleştiri,  Erdem Tatar'dandı. https://goo.gl/Z2FXcA Zaten bu yorumlardan sonra gitmesem olmazdı.

Ama memnun kaldım mı?
Evet.

Peki Nelerden?

Marve Dc serilerine ve kahramanlarına yönelik 'incelerden' :)
Kendine has espri anlayışından
After Credit(LER)den :) -son saniyeye kadar salondan sakın çıkmayın-
Ve son olarrak Ryan Reynolds'ın rolünü harika sahiplenmesinden!

Tekrar gideceğim, kesinlikle ikinci defa sinemada izlemek istiyorum vizyondan kalkmadan.
Siz de sakın kaçırmayın, pişman olmazsınız!



Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi





Kitapçının Hayatında Neler Oluyor ?



Merhaba,

İlk olarak bu formatta bir yazı yayınladığım için açıklama da yapmam gerekir diye düşünerek kısa bir not düşeyim. Bundan sonra blog sayfamda da, bookstagramım üzerinde de sadece kitap paylaşımı yapmayacağım. Ama tabi kişisel bir hesap gibi de yönetmeyeceğim.
İzlediğim dizileri ve filmleri, gezdiğim gördüğüm orijinal yerleri, gittiğim kitap fuarlarını -işim dolayısıyla Türkiye genelinde pek çok fuar gezeceğim-, dinlediğim şarkılardan oluşan müzik listelerini ve bunun gibi başlıklarda farklı şeyleri paylaşacağım..

Umarım sıkılmazsınız :)

Şimdi gelelim hayatımda neler olup bittiğine!
Öncelikle bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim: Adım Ceren, 20 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi'nde Gazetecilik okuyorum.

Hayat şartları gerektirdiği ve ben de çalışmayı çok sevdiğim için yaklaşık bir senedir çalışıyorum.
İlk iş deneyimim Unicef bünyesinde Yüz Yüze elemanı olarak çalışmaktı. Sonra üç ay büyük bir gazetede staj yaptım. Şimdilerde ise bir yayınevinde Sosyal Medya Asistanı olarak çalışıyorum. Şimdiki işimi seviyorum, uzunca bir süre - en azından mezun olana kadar- burada çalışmak arzusundayım -kovulmazsam tabi :)- Çalıştığım kurumla birlikte Kitap Fuarlarına gidiyorum, yakın zamanda Türkiye'nin pek çok yerine fuar amaçlı gitmiş olmayı umuyorum.

Bunlar dışında pek çok bir aktivitem yok. Zaten günümün 2/3'sini okul-iş dolduruyor. Boş zamanlarımda da yeni yerler görmeye/gezmeye, bol bol dizi film izlemeye çalışıyorum.
Arkadaşlarımla ve ailemle vakit geçirmek, seyahat etmek ve elimden geldiğince bir şeyler çizmekten hoşlanıyorum.

Özgeçmiş hazırlar gibi oldu :)

Bu yazıyı yayınlamak istedim çünkü bu postları kimin attığını, nasıl biri olduğumu bilirseniz daha sağlam bir bağımız olur diye umuyorum :)

Şimdilik benden bu kadar.
Benim hakkımda merak ettiğiniz bir şey varsa; buradan veya instagram üzerinden sorabilirsiniz!
Seve seve yanıtlarım.

Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi



1 Şubat 2016 Pazartesi

Oku(yorum) : Paulo Coelho - Simyacı


Simyacı'yı okumaya arkadaşımda başladım. Yanıma kitap almadığım için onda olan ama bende de olup okumadığım bir kitap seçtim. Böylece eve gelip devam edebilecektim.

Herkes uyuduktan sonra, uyku getirmek için başladım kitaba. Ama bir oturuşta yarıladım, hatta güneşi doğurdum. 

Simyacı'nın da, malum 'ay mutlaka okuman lazım bu kitabı' listesinin bir mensubu olduğunu biliyordum. Ben genelde böyle kitaplara başlarken çok ön yargılı oluyorum.Sanki herkesin beğendiği o şeyi ben göremeyecekmişim gibi geldiğinden sanırım.

Velhasıl kitabı beğendim. Hayatımı değiştirmedi. Daha çok, bildiğim ama  kendime itiraf edemediklerimi teyit etti diyebiliriz. 

Pek çok yerini çizdim,işaretledim. Başım sıkışınca yol göstereceğini bildiğim paragrafları kaybetmemek için postitler yapıştırdım.

Başucu kitabım değil ama kesinlikle kitaplığımda değerli bir rehber.
Ve evet, gerçekten de mutlaka okumalısınız.


Arka Kapaktan:

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.



Kitap Künyesi


Sayfa Sayısı: 166
Yayınevi: Can
Çevirmen: Özdemir İnce


Kitabı şu anda en uygun bulabileceğiniz adres:


Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi












10 Ocak 2016 Pazar

Oku(yorum) : Sarah Ockler - Kırık Kalpler



Kitapçım bana bu kitabı satmaya çalışırken, ayraçlarını göstermişti. Ben de demiştim ki asla ayraç için kitap almam. Dışına bu kadar çaba harcadıklarına göre kesin içinde pek fazla bir şey yoktur. Sonunda arkasını önünü evirdim çevirdim, üç beş sayfa okudum. Dedim hadi alıyorum ben bu kitabı.

İlk başta okurken, ay klasik liseli aşk hikayesi abi işte, dedim. Sonra olaylar farklılaştı, temel güçlendi ve cidden daha önce karşılaşmadığım bir kurguyla bana kendisini okutturdu bu kitap.

Her şey kalp kırıklığına işaret ettiğinde, aşkın iyileştirici gücüne inanabilir misiniz?
Jude ablalarından çok şey öğrenmişti ama en önemlisi, Vargas erkeklerinden uzak durması gerektiğiydi. Bir Vargas erkeğini sevmenin yol açabileceği felakete, gözyaşlarına şahit olmuş ve ablalarıyla birlikte bir yemin etmişti: Asla bir Vargas'la birlikte olmayacaktı. Jude yaz tatilini hasta babasının klasik motorsikletini tamir ederek onu yeniden hayata bağlamaya adamıştı, ki bu da, bu işten anlayan birisini bulması anlamına geliyordu. Bulduğu kişinin sevimli bir çocuk olması Jude'un suçu muydu? Ve şaşırtıcı derecede tatlı? Ve ayrıca Vargas?
Jude kendi kendine Emilio ile aralarında geçenlerin tamamen motorsikletle ilgili olduğunu söylüyordu. Ablaları asla bu durumu öğrenmeyecekti ve ayrıca Jude, Vargas erkeklerinin flörtöz hareketlerinin kilometrelerce uzaktan fark edebiliyordu, asla bir tanesine âşık olmazdı. Fakat işler Jude'un planladığı gibi gitmiyordu, tarih tekerrürden ibaretse kendisi hızla bir felakete doğru koşuyor demekti, tabii eğer ablaları yanılmamışsa.

*Yukarıdaki tanıtım yazısının bence en değerli noktasını koyulaştırdım sizin için. Çünkü bence kitabın tüm orijinalliği bu detayla ortaya çıkıyor.

Normalde Bestseller'in sonlarında hep, ya bu böyle mi biter arkadaşım, derim. Ama bu kitap ilginç bir şekilde sonuyla beni tatmin etti. Hayatınızın kitabı olmaya aday değil kesinlikle, ama boş zaman değerlendirmek adına okunabilecek kolay tüketilebilir ve keyifli bir kitap.



Kitap Künyesi


Tür: Romantik
Sayfa Sayısı: 352
Yayınevi: Yabancı
Çevirmen: Bilge Begüm Büyüksaraç


Şu anda piyasada kitabı en uygun alabileceğiniz yer:


Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi












Oku(yorum) : Laurie Halse Anderson - Konuş Benimle



Normalde alışkanlığım değildir ama bu kitabı almadan önce filmini izlemiştim. Ve açıkçası filmi gerçekten çok sevmiştim. Film ben dokuz yaşındayken çekilmiş. 2004 yapımı ve bence yılına göre de başarılı bir film. Kristen Stewart da bence Alacakaranlık'da o rolün altından kalkabileceğini bu filmdeki oyunculuğuyla kanıtlamıştır diyorum. 

İyice film yorumuna döndü post, o yüzden hemen kitaba dönüp devam ediyorum.

Kitabın konusundan spoiler vermeden bahsedemeyeceğimden, ben size araka kapak yazısını verip daha sonra bunun üzerinden minik bir yorum yapacağım :)

Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim? Melinda Sordino'nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY'den kaçıp saklanamayacağını, O GECE'yi unutamayacağını anlayana dek… (TANITIM YAZISI)

Tahmin edersiniz ki bu kitabın konusu aşk değil. Macera temalı  da değil aslında. Ama eğer bolca gerilim ve gerçek korku görmek istiyorsanız mutlaka bu kitabı okuyun. 
Özellikle bu ülkenin en büyük problemi olduğunu düşündüğüm fiziksel ve psikolojik şiddetin, şiddete uğrayan üzerinde etkilerini daha iyi anlatacak bir kitapla tanışmadım. Ben tanışana kadar da en iyisi bu.

Kitabın konusundan ve içeriğinden çok beni etkileyen şey ise, bu basıma ait olan yaklaşık ilk on sayfa. Kitabın ve yazarın özgünlüğüyle büyülediği, çok kıymetli bir kitap tuttuğunuzu size hatırlatan bir basım olmuş. Ve kesinlikle daha kitaba başlamadan, tanıtım sayfalarında beni ağlatabilen tek kitap oldu.

2015 yılı boyunca devam eden Reading Slump dönemimden beni çekip çıkardığı için bu kitaba bir kez daha teşekkürler! 

Kitap Künyesi

Tür: Psikolojik/Roman
Sayfa Sayısı: 304
Yayınevi: GO!
Çevirmen: Duygu Yücel

Şu anda piyasada kitabı en uygun alabileceğiniz yer:

Bir sonraki posta kadar kendinize iyi bakın, keyifli okumalar!
Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! 


Bookstagram hesabıma da beklerim ----> @gallifreykitapcisi